Ana Sayfa / ana-slider / Ütopyaya Karşı Radikal Demokrasi – Ufuk Saka

Ütopyaya Karşı Radikal Demokrasi – Ufuk Saka

Ütopya Ve Komünist Toplum Düzeni

Sosyalist sistemin çöküşüyle birlikte komünizmin ütopya olduğunu söyleyenler arttı. Eski komünistlerin bile bir kısmı “komünist toplum” düzenini ütopya olarak değerlendirmeye başladı.

Şimdilerde “Vatan, millet, Sakarya” edebiyatına boğulanlar ve boğanlar savaşsız bir dünyayı, yani “Barış”ı da ütopya olarak görüp, göstermeye çalışıyorlar. İnsanlığın varoluşundan beri savaşların olmasını kanıt olarak sunuyorlar… Elbette, yanılıyorlar, yanıltıyorlar.

İnsanlar arasında, sınıflar oluşmaya başlayana kadar savaş yoktu. Savaşlar devletler eliyle ve ordular kullanılarak yapılır. Bu açıklamayla birlikte komünizmi ütopya görenlerle, barış isteminin ütopik olduğunu söyleyenlerin mantıklı bir tutarlılık gösterdikleri ortaya çıkıyor. Yani “ancak sınıfsız toplumda savaşların son bulacağını kabul ediyorsak, dünyaya komünizm hâkim olmadan savaşlar da sona ermez” çıkarımı mantığa uygun oluyor.

Kapitalizmin gücü!

Görünen o ki, kapitalizm; tüm kurum ve kurullarıyla, insanları kendine yabancılaştırarak, kendisini sürekli yenileyerek, tüketim toplumunun özlemlerine uygun tüketim nesnelerini pazara sunarak ve borçlanarak da olsa insanların almasına olanak tanıyarak güçleniyor ve arada bir oluşan çatlakları da kendi usulleriyle onarmayı beceriyor.

Kapitalizm, tüm becerisi ve gücüyle hâkimiyetini sürdürüyor ama öte yandan dünya bir bütün olarak çöküyor. İlahi kıyameti bilemem ama ekolojik olarak, insanlığı mahvedecek ve uzun bir süreçte yok edecek kıyamet günlerinin içindeyiz. Hani çağlara isim koyarlar ya, bence 21. yüzyılla birlikte kıyamet çağına girdik.

Bir yanda, “Güzel günler görmeyi” amaçlayan ütopya, diğer yandan tüm dünyayı mahveden gerçeklik… Küresel ısınma, ekolojik bozulma ve bunlara bağlı olarak kutupların erimesi, denizin yükselmesi, ozonun delinerek güneşin ultraviyole ışınlarına maruz kalmamız, bazı bitki, böcek ve hayvan türlerinin yok olması, en büyük savaşların sebep olabileceği yıkımlardan daha büyük bir yıkıma, üstelik gayet umursamaz şekilde, güle oynaya gittiğimizi gösteriyor.

Ah bu “Vatan hainleri!”

Dünyaya karşı bu kadar duyarsız olan insanlığın savaşlara karşı duyarlı olması beklenebilir mi?

Türkiye’nin Suriye’ye yaptığı harekâtın karşısında durup “Savaşa hayır” diyenleri “Vatan hainliği” ile suçlama kolaycılığı varken, insanlar, “Ne işimiz var burada?” diye, niye düşünsünler ki? Hele Kürtlere bir yandan “kardeşimiz” derken, diğer yandan onlara karşı müthiş bir güvensizlik ve kızgınlık toplumda egemen duygu haline gelmişken…

Savaş çığırtkanlarının sloganlarına bakıyorum, “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” sloganı öne çıkıyor. Bir de “Bir karış toprağımız için can vermek” edebiyatı… Ulusların ve tabii ki ve elbette Kürtlerin de kendi kaderlerini tayin hakkını öne çıkararak ve sadece Kuzey Suriye’ye bakarak “Vatanın bölünmesi, bir karış toprağın verilmesi nereden çıkıyor” sorusu sorulmuyor. Tam tersine, bir karış toprağını vermeyeceğini söyleyenler, fetih nutukları atarak Suriye’nin 440 x 30 kilometre karelik bir alanını ellerinde tutuyorlar.

Radikal demokrasi

Böylesine karamsar bir tablonun ardından yazımı “Savaşları sona erdirmeyi, yaşanabilir bir dünyayı oluşturabilmeyi, ütopyanın Kaf Dağı’nın ardındaki geleceğine teslim etmeden, gerçekçi bir şekilde sağlamamız mümkün değil mi?” sorusuyla ve bu soruya tarihi TKP’nin son Genel Sekreteri Nabi Yağcı’nın, T24’ten Seran Vreskala’nın sorusuna verdiği cevapla bitireyim:

“Bu konuda şunu da söylemek isterim. Biz sosyalistler, komünistler olarak bugün geleceği kuracak özgür insanların ortaya çıkacağı bir toplum için mücadele etmeliyiz, bu toplumu adlandıracak olanlar, sosyalist ya da komünist tarzında, o özgür insanlar olacak, yalnız adlandırmak da değil böyle bir toplumu inşa edecek olanlar da onlar olacak. Biz o özgür insanları bugünden programlayamayız, istesek de bunu başaramayız. Savaşsız, sömürüsüz, doğa ile eşit paylaşım ilişkisi içinde, yabancılaşmayı kırmış özgür insanların topluluğu olarak bir gelecek ütopyam var ama bu geleceğe ertelenmiş bir hayal değil.

Bugünün kapitalist toplumu içinde, kapitalizme karşı mümkün gördüğüm bir ütopya. Yolu ise bugünden radikal demokratik değişim için mücadeledir.”

 

Bu haber ilginizi çekebilir

CHP, yeni vergilerin iptali için AYM’ye başvurdu

Cumhuriyet Halk Partsi (CHP), Aralık ayında TBMM’de kabul edilerek yürürlüğe giren ve yeni vergiler getiren …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir