Ana Sayfa / ana-slider / Kiralık Delilik – Yakup Kamay Goçerî

Kiralık Delilik – Yakup Kamay Goçerî

 

İstanbul’un delisi erken ölür

Barınacak muhit bulamaz kolay.

Yürürken çok fazla akıllıya çarpar, durmadan hemde, erken kırılır,üst üste. Ve deliler akıllılar gibi içip sarhoş olmayı,unutmayı da düşünmez.

İstisnalarda vardır.

Şaban mesela. Malatyalı.

Delilik yetmemişti ona, bu yüzden o sarhoş da olurdu.

Elbisesini tarif etsem zengin

Bunları taşıma şeklini anlatsam kabadayı

Kokusunu tarif etsem evsiz

Konuşma tarzını tarif etsem deli olduğunu sanacağınız Malatyalı Şaban.

Halen hayatta olmasını dile-semde öyle olmadığını tahmin ediyorum. Çünkü ben onu İstanbul’da tanıdığımda altmışını çoktan geçmişti.

Aradan geçen 25 yıldan sonra hayatta kalmış olamaz diyorum nasılsa.

Caddelerde yaşlanılmaz.

Hele deliyse insan caddeler erken öldürür.

Akıllının bile yaş ortalamasının altmışa düştüğü o caddeler Malatyalı bir deliyi doksanına kadar taşımız olamaz.

Meydan okuyan bir delilikti onunki si. Korkarak meydan okurdu hemde.

Hasmını belirlemeden direk boşluğa doğru söylerdi sözlerini meydan okurken. Öznesiz,bol zamirli hedefler. Bu meydan okumayı o kadar çok tekrarlardı ki, hal değişir, geriye sadece korkunun kaldığı hissine kapılırdı izleyenler.

Hayatımda çok korkmakla çok meydan okumanın birbirine bu kadar benzediği bir an hatırlamıyorum.

Onun sesini ve sıraladığı küfürleri duyanlar direk kendilerine söylenmiş hissine kapılırdı. Kendi aralarında bütün bu hakaret tehdit ve küfürlerin kime edildiğine dair tahminlerde bulunurlardı.

Sanki korka korka meydan okuyordu hayata. Korkuyor ama yine de meydan okuyor işte diyen bile oluyordu.

Şabanın gerekçeleri kendini yine onun sözlerinde açığa vuruyordu. Gerekçesi açıktı. O gün ona göre onu ya zehirlemişlerdi. Ya öldürmeye çalışmışlardı. Ya birileri komplo kurmuştu ya da birileri onu kayıp etmeye çalışmıştı. Fakat bunların kim olduğunu bir türlü belirtmez di. Hedefi hiç bir zaman bir kişi olmadı Şaban’ın. Bu yüzden hep bazıları ve bazılarının diye başlardı söze;

⁃ Bazı doğuluların bazı batılıların bazı şoförlerin,bakkalların,terzilerin, bazı İstanbulluların, Ankaralıların, Diyarbakır, Malatya, Adıyaman devam ederdi

Küfürleri. Hep öfke savururdu. Ya bazı lokantacılar ona komplo kurmuştu o gün, ya da bakkallar… Ya yörelere ya bölgelere ya da şehir bazende meslek gruplarına yönelik geniş yelpazede savururdu küfürlerini. Şayet çok kızgınsa ve hala karnını doyurmamış sa çemberi daraltırdı.. Saç tarifini, kilo tarifini, boy tarifini vererek devam ederdi küfür etmeye.. Bu durumda küfür büyük hedeften küçük bir hedefe doğru gelirdi.

Akıllılar Şaban’ın ettiği kimi küfürleri kendileri etmiş kadar keyifle dinlerdi.

Bana öyle geliyor ki Şaban şehirlerde akıllı geçinen korkutulmuş kitlelerin etmek istediği halde edemediği küfürleri ederek onların sesi oluyordu.

Şaban;

-Bazı aşağılık patronların, para babalarının, Allah’tan korkmayan o küçük güruhun ecdatlarını diline doladığında bu, İstanbul sokaklarındaki çaresizleri mutlu ederdi.

Hepimizin aslında yaptığı bu.

Yaparken veyahut maruz kalırken çıkarmak istediği sesleri bir deliye söyletiyorduk belkide. Eski zamanlarda birileri asılırken celladın çingenelerden seçilmesi gibi, koca şehrin koca semtinin dünyanın her yerinden gelip birbirine karışmış, akıl yarışına girmiş ordusunun modern zamanlardaki çingene-siydi Malatyalı Deli Şaban. İdamlıkların celladı çingene, şehirlerin ki ise deliler ve delilik.

Doğuda her aile her mahalle her köy ve şehir kendini inşa etmeden evvel delisini yaratıyor sanki.

Her akıl delirmek ister. Ama ömür boyu ancak bir deli, deli kalabilir. Şaban da öyle kaldı. Sorun şu ki deliliğin karnını doyurmak zor işti. Delilik günlük toplumsal iş ihtiyaçlarının dışına çıkarabilirdi sizi, çalışmanız gerektiği veya bir çalışan olduğunuzu red edebilirdiniz ama midenizi yok sayamazsınız. Delilerin bile kanları sıcak aşla ısınmak ister. Eldeki tek sermaye delilik olduğundan Şaban da onu kiralamaya başladı. Cağaloğlu’nda değil Vefa da oturuyordu ama giderek Abdullah Cevdet’e benziyordu. Abdullah Cevdet’in tek alıcısı Mustafa Kemaldi. Malatyalı Şaban’ın kaderinin satıcısı yani. Ağzına konuşamadığı bir dil koyup belkide delirmesine sebep olan harf inkılaplarının pratik mimari. Şaban da o dille hep küfür etti zaten.

Kiralık deliliğin bir örneği halini aldı zamanla. Hep kendi acıları öfkeleri için küfür edecek değildi ya. Aç olduğu günler karın tokluğuna karşılık deliliğini kiraladı Şaban.

Acıkan karın akıl haline geldiği zamanlar. Kendine yetmediği zamanlar.

Caddeler akıllıların bile kendine yetmediği yerlerdi. Kendine yetmemenin zamanları caddeler için yaratıldı zaten. Akıllılar delilerin aç, delilerse akıllıların korkak olduğunu öğrenene kadar da bu böyle olacak.

Yazılmamış bir kanun, ondan da öte ihtiyaçtan doğan bir gelenek gibiydi bu kiralama. Bu kiralama geleneği Şaban’a has bir durum değil tabi. Delilik bu anlamda toplumsal ihtiyaçtan doğan bir kurumdu sanki..

Deli Şaban’a dair anlatacağım aşağıdaki örnek bunu gayet güzel ifade ediyor.

Bir kaç gün boyunca yeterince karnını doyuramayan Şaban’ın karnını aynı mahalleden Malatyalı bir esnaf doyurur. Giydirir içirir. Karşılığında arasının açıldığı Kahtalı komşusuna küfür etmesini ister. Bu şu anlama geliyordu. Şaban en az bir kaç gün boyunca söze „ bazı Adıyamanlıların diye girecek, Kahtalıların diye devam edecekti. Öyle de olur. Şaban deliliğini kiralar.

Kahtalı komşu esnaf, olan biteni hayıflanarak izler. Mahalleliye rezil olmuştur. Bunun altında kalmaya niyeti yoktur. Mahallelinin gözünden bile düşmüştür. Delisini kazanmadan, mahalleyi kazanmayacağını bilir.(Hatta memleketi Kahta’nın ağalarını beylerini düşündüğünde aklına bir hinlik gelir. O da onlar gibi yapmaya karar verir. Kahta da cumhuriyet kurulduğunda (bugün hala ne kadar etkili bilemiyorum) beri seçimler ağaların ve beylerin el altından yaptığı görüşmeler üzerinden yürürdü. Bunun yanında her seçimde Kahta’nın delileri öne çıkardı. Karınları genelde bu çevreden kişilerce doyurulur karşılığında seçim boyu onlar adına deliliklerini kiralarlardı.) O üçkağıtçı beyler ta o zaman farkındaydı ”Delisini fethetmeden bir şehri feth edemezsiniz“. Neden bende böyle yapmayayım ki diye düşünen Kahtalı esnaf niyeti olgunlaşınca hemen Kahta’dan rahmetli Miçe Din’i getirtir. (Miçe Din kendini Kahta’daki bütün delilerin babası sayan yörenin inatçı bir delisi)

Deli Şaban üçüncü gününde sabah;

-Bazı Kahtalıların diye lafa girince Miçe Din’e Şabanın gırtlağına çökmüş.

Esnaflar yerine deliler dövüşmüş anlayacağınız.

Kiralık delilik şehirleri sarmış halde. Şehir hayatında insanlar bu formdan her alanda yararlanıyor. Hatta bazen delilik bazen akıllılık sipariş ediliyor, kiralanıyor kazanç haline getiriliyor. Bu ara her devletin başında böylesi bir deli kiralanmış gibi duruyor.

Bu delilerin karnı gayet tok, ruhları aç.

Bizim delilerimiz den farkları bu sanırım.

Deliliğini, açlığına değiştirmeyen delilerimizin çoğalması dileği ile.

Bu haber ilginizi çekebilir

Haklarında ‘Erdoğan’a hakaret’ davası açılan iki çocuk, ‘özür dileme’ ve ‘şiir ezberleme’ koşuluyla affedildi

Sosyal medya hesapları üzerinden Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan‘a hakaret ettikleri iddiasıyla haklarında …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir