Ana Sayfa / ana-slider / Kimler Dostumuz Olmamalı? – Hüda Kaya

Kimler Dostumuz Olmamalı? – Hüda Kaya

Geçtiğimiz günlerde Konya’da billboardlarda yazılan bir ayet epeyce gündem oldu ve tartışıldı. Yoğun çalışmalarımız arasında çok istedimse de bu konuyu vaktinde yazamadım. Şu bir gerçek ki bu zihniyet yüzyıllardır değil bin yıllardır toplumları etkileyen zihinsel ve toplumsal bir virüs olarak aramızda dolaşmaya devam ettiğinden dolayı sözümüzü bugün de söylesek elbette yerini bulacaktır.

Billboardlarda yazıldığı şekliyle 5- Maide/ 51.ayet şöyle yazılmıştı.

‘Yahudileri ve Hristiyanları dostlar edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, o da onlardandır. Allah zalimler topluluğunu doğru yola eriştirmez.’ şeklindeydi.

Genelde her meselede olduğu gibi Kur’an’a da, parçacı değil bütünsel yaklaşarak meselenin çerçevesini, ruhunu ve perspektifini anlayabiliriz. Bağlamından, o günkü sosyolojik gerçeklerinden kopuk değerlendirmek, kasıtlı veya kasıtsız işte böyle anlamsız ve yanlış değerlendirmelere yol açmaktadır.

Tüm barış elçileri- peygamberler, halk önderleri, ezenlere ve egemenlere karşı sivil ve toplumsal bir muhalefet ile hareketlerine başlamışlardı. Fakat onlardan sonraki zamanlarda gelişen süreçlerde bu sivil ve toplumsal hareketler devletlerin- saltanatların kontrolüne girdiğinde- devlet dini- haline geldiğinde, din kurumsallaştığında, ruhbanlaştırıldığında, sınıflaştırıldığında yani kısaca din egemenlik ve otorite aracı haline getirildiğinde bu saf, sivil ve toplumsal hareketler karşı devrimlerle kuşatılmışlar ve saptırılmışlardır.

Elçilerin pek çoğunun çıkış noktasının haksızlığa, adaletsizliğe, eşitsizliğe, sınıfçılığa, köleliğe, sömürüye, emek gaspına yani her çeşit zulme karşı olduğunu görüyoruz. Bu Saiklerle başlayan hareket önderlerinden sonraki dönemlerde kimi takipçileri, yoldaşları son nefeslerine kadar bu değerlerin toplumsallaşması için mücadele ederlerken, kimileri de egemenlerin- saltanatların yanında yer alarak ihaneti tercih etmişlerdir.

Muhammed peygamber bu açıdan en talihsizidir diyebiliriz

İsa peygamberin yaşamına baktığımızda, evet yaşamı içinde ihanete uğramıştır ama kendisinden sonra da uzun yıllar yoldaşları- havarileri tüm samimiyet ve fedakarlıklarla dönemin zalim yönetimlerine ve Allah adına sömüren dinci sınıflara karşı büyük mücadele ortaya koymuşlardı. Ta ki Hristiyanlık Roma’nın resmi dini haline geldiğinde, bir egemenlik ve saltanat- devlet dini olduğunda en büyük toplumsal ve zihinsel yıkım, çarpıtma ve sömürü dönemi başlamış oldu.

Oysa Muhammed henüz defnedilmeden en yakınındakilerin egemenlik mücadelesi başlamış ve bunun sonucu gelişen süreç içinde çok daha ağırlaşmıştı.

Muhammed peygamberin yoldaşlığını terk etmeyenler, başta ailesi- Ehli Beyt- ve destekçileri İslam halifesi diye bilinenlerin yönetimleri ve zihniyetleri tarafından en vahşi şekilde acımasızca katledildiler, suikastlere uğradılar.

Hâlbuki Muhammed peygamber daha kısa bir süre önce onların arasındaydı ve bu ayetlerle onlara devrimsel bir dönüşümü yaşatmaya çalışıyordu.

İşte 5. Sure olan Maide/ 51.ayeti de pek çok örneklerde olduğu gibi önceki peygamberlerin mesajlarının, hareketlerinin akıbetiyle Muhammed peygamberin yoldaşlarına bir uyarı olduğunu görüyoruz.

‘Sizden öncekilerin dinlerine, elçilerin mesajına yaptıklarını sizler de yapmayın’ denmektedir.

‘Dininizi, inancınızı egemenlik ve otorite hırslarınıza, saray ve saltanat yandaşlığı için araç haline getirmeyin.’ denmektedir.

Her türlü toplumsal veya kişisel hak ve özgürlükleri, adalet ve barışı katletmeye, dini, inancı alet etmeyin denmektedir.

Dininizi kurumsallaştırarak halklar üzerinde otorite edinmeyin. Ruhbanlık oluşturmayın ve din adamcılığını kutsamayın demektir.

Allah’ın ayetlerini menfaatler, rant, mevki, makam karşılığında satmayın. Yani kendi hırs ve politikalarınız için kullanmayın, istismar etmeyin demektir.

Aslında ‘Din’ ve ‘İnanç’ ayırımının farkında-lığını şimdilik buraya not düşerek devam edelim.

Sadece şunu belirterek konumuza dönelim.

Peygamberler birbirlerinin devamı ve aynı ilahi sistemin öğreticileri ve halk önderleriydiler. Her biri yeni bir din iddiasıyla çıkmadılar.

Onların sivil, toplumsal bu hareketleri ‘dinleştirildiği, kurumsallaştırıldığı’ için sapmaların yolu açılmıştı.

O halde şöyle anlayabiliriz. Allah bugün, bu dönemde yeni bir elçi, yeni bir kitap gönderseydi yukarıda billboardlara yazılı olan ayetin devamında ‘….. Müslümanları da dostlar edinmeyin’ diyebilirdi.

Zira bugün Müslümanlar da, o dönemde Yahudilerin ve Hristiyanların kendilerine hakikat, doğruluk, adalet, barış mesajını bırakan elçilerinin yoluna, yoldaşlığına yaptıkları ihanetten çok daha vahim olanı yapmışlardır.

İslam dünyasında toplumlarında egemen olan saltanatçı, egemenci, erkekçi dincilik tam da Allah’ın  Kur’an’da defalarca belirttiği ve dikkat çektiği, önceki toplumlarda kınadığı dincilik çeşididir.

Kaldı ki Türkiye özelinde bu ayeti değerlendirirsek bu topraklarda egemen olan Yahudilik ve Hristiyanlık değildir. Onlar maalesef azınlık durumundadırlar artık. Egemen olan zihniyet Emevici, mezhepçi, erkekçi, saltanatçı bir dinciliktir.

Kınanması gereken budur. Uzak olunması gereken budur.

Söz konusu Maide suresinin 5.ayetinin devamını birlikte tekrar hatırlayalım.

“……. Allah zalimler topluluğunu doğru yola eriştirmez.”

 Demek oluyor ki ayetler ışığında değerlendirmemiz gerekirse;

İlahi ve evrensel yasalara aykırı bir şekilde tekçiliği savunanlar zalimlerdir.

Kutsal tüm kitaplara göre Allah’ın ayetleri olan dilleri yasaklayanlar zalimlerdir.

Tüm elçilerin en büyük toplumsal mesajı olan ‘Barış’ı yok edenler zalimlerdir.

İnsanların emeğini çalanlar, gasp edenler zalimlerdir.

Yalancılar, sömürenler, gerçeği saklayanlar ve çarpıtanlar zalimlerdir.

Kadınları eşit görmeyen, katledilmelerini doğallaştıran zihniyetler zalimlerdir.

İnsan, doğa ve tüm canlıların yaşam haklarını ellerinden alanlar, katledenler, hapsedenler zalimlerdir.

İradeyi, düşünceyi, aklı yok sayanlar, hiçleştirenler, düşmanlaştıranlar zalimlerdir.

Sonuç olarak kimlerden uzak olmamız gerektiği çok açık değil mi?

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber ilginizi çekebilir

CHP, yeni vergilerin iptali için AYM’ye başvurdu

Cumhuriyet Halk Partsi (CHP), Aralık ayında TBMM’de kabul edilerek yürürlüğe giren ve yeni vergiler getiren …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir