Ana Sayfa / ana-slider / İki Film Bir Aşiret – Yakup Kamay Goçeri

İki Film Bir Aşiret – Yakup Kamay Goçeri

Yıllar evvel henüz çocukken okuduğum Binboğalar efsanesinde Hıdırellez’de, Yörüklerin yaylaya dağıldığı o aydınlık gece hala aklımda.

İki yıldız kayacak ve  birbirine değecektir.

Binlerce yıldır ülkesi ve devletleri “DAĞLAR” olan Yörüklerin ileri gelenleri ikna edilmek için Ankara ya çağrılmıştır. İsmet Paşa’nın halkı ıslahat etmek için hazırladığı raporlar ve kararlar onları da vurmuştur

Dağları terk edip yerleşik hayata geçmenin kendilerine dayatıldığı Yörüklerden geriye kalanlar kendi aralarında toplanır ve şöyle bir karara varırlar­: “Hıdırellez’de  herkim  kavuşan yıldızları görürse Aynı dilekte bulunacaktır.

“Dağlarının, ülkelerinin kurtarılmasını dileyecektir herkes. Yerleşmek değil binlerce yıldır yaşadıkları yaylarında dağlarında hayvanlarıyla beraber kalmak. Ankara’nın ikna olması”

Bu yeni devlet daha önce hiç görmedikleri bir şey dayatıyordu. Bütün düzenlerini yok sayıyordu. Yardımı  dokunabilecek tek şey kalmıştır artık o da Hıdrellez de kavuşan yıldızları görmek. Her dileğin kabul edildiği o ana sığınmak.”

Bu sahnenin aklımda hayal meyal kalmasının sebebi sanırım Yaşar Kemal’in rüya gibi anlatmasından kaynaklı.

O gün bugündür bütün şehirler gözüme dağlıların hapishaneleri gibi kaldı. Hem de kavuşan yıldızları hiç göremedikleri, Morgcu Cumhuriyetlere yenilmiş yapay ulus devlet hapishaneleri..

Aradan yıllar geçti. Yerinden yurdundan etmenin sadece Anadolu da değil neredeyse tüm dünyada ulus devletler aracılığıyla daha da arttığını gördüm. Ümmetçilik gibi bu da, bir roma geleneği gibi duruyordu.

Bahtiyari aşireti ve Lor’lar bunun en güzel örneğiydi

Bahtiyar Aşireti, İran coğrafyasında Horasan, Hazar Gölü, Deyleman ve Gılan bölgesinden, batıya ve güneye doğru göç eden bir halktır.Bir zamanlar on binlerce  aşiret üyesinin hep beraber göç ederek yaşadığı bir halk.

“Bir efsaneye göre; Bahtiyariler, Persli Zarah Dönemi’nde, haksızlığa başkaldırdıkları için, başları vurularak öldürülen kişilerin soyundan gelip, bu bölgeye göç eden halk olduğu da iddialar arasındadır. Firdevs’inin “Şahname” adlı eserinde de, Bahtiyari Aşireti’nden söz edilmektedir. Yaklaşık nüfusu bir milyona yakın olan Bahtiyar İli, İran’ın büyük kentlerindendir.“ Bu efsane Demirci Kawa efsanesiyle benzerlikler barındırıyor. Lor’ların Nuh Tufanın dan kalan en eski halk olduğunu iddia edenlerin yanın da Kürt olduklarını kabul edip,bu konu da araştırma yapan otoritelerde vardır.

Şimdilik bunları bir yana bırakıp Lor ları (Bahtiyari) aşiretini konu alan iki filme gelelim

Birincisi neredeyse Sinema Tarihi kadar eski. A Nation’s Battle for Life ve  The Epic of a Lost Tribe isimleri ile biliniyor. 1925 USA yapımı. Yönetmeni aynı zamanda, King Kong filmininde yapımcısı. Üç kişilik film ekibinden biri kadın.

 

Esasında üçününde İstihbarat misyonuyla İstanbul’dan başlayarak  Ortadoğu’nun büyük bir bölümünün kayda alındığı bu uzun  yolculuk adeta bir keşif amaçlar gibidir. Yapımcılarından biri (Marguerite Harrison) USA ajanıdır. Yapımcıları arasında eceliyle ölmeyenler vardır.

Marguerite Harrison film boyunca,etrafından tüllerin sarktığı şapkayla ya bir devenin ya da bir katırın üstünde yapar yolculuğunu.

Bugün Türkiye de olduğu gibi, henüz seyahat eden kadınlara tecavüz etmenin olmadığı bir binbir gece masalı  yolculuğu gibidir bu yolculuk.

Film, etnik belgeselciliğin ikinci örneği sayılıyor. Ondan önceki tek örnek 1924’te çekilmiş. Bir süre önce Oscar Akademisi tarafından yeniden restore edilen film etnik müziklerle süslendirilmiş, alt yazılı olarak sunuluyor. Kimi Kürt sinema otoritelerine göre Kürtlere dair yapılan ilk filmdir.

Aylar süren yolculuk boyunca Lorlar ve dağları, dansları, avları, oyunları, kültürleri artık arşivlerdeki yerini alır.

Bu filmden sonra Bahtiyariler’e  ve onların inanılmaz göçlerine kültürlerine olan ilgi yer yer devam etti. Aynı yolculuğu renkli sinema ve müzikle belgelemek isteyen İranlı ve yabancı belgeselcilerin ilgisini hep çekti.

İkincisi ise 1987 yapımı “TAŞ ASLAN “

Asrın başındaki ‘Marguerite Harrison’ ile  yaptıkları yolculuklarının pek de masum bir yolculuk olmadığını Taş Aslan filmi izlendikten sonra daha iyi anlaşılır oluyor.

 

Taş Aslan Filminden Bazı Replikler

  • Petrol kara altındır derler.  Ama yabancılar buraya geldiğinden beri kara günlerden başka bir şey görmedik.
  • Buranın halkı Tahran halkına benzemez, baskı onları kızdırır.
  • Eğer aşiretlere karşı güç kullanmazsak onlardan korktuğumuzu sanacaklar
  • Onların kendi güçlerini yine onlara karşı kullanacağız.
  • Aliyar hükümete boyun eğdi. Gençleri petrol kuyularında çalışıyor. Göç bile etmiyor.
  • Allah bütün İngilizleri kahretsin.
  • İngiliz’in bir derdi varsa dağa gelsin.
  • Göç zamanı geldi yoksa sen demi unuttun?
  • Ev yapmadan mezara girdik. O güzel dağların güzel otlarına yazık oluyor. Sürülerimiz maalesef çölün kızgın topraklarını yiyiyorlar. Bizi bırakmıyorlar ki kendi ecelimizle ölelim.
  • Hükümet bizim göçümüzle  neden uğraşıyor anne bilmek istiyorum.
  • Git söyle Aliyara hükümetin ordusu dağlarımıza gelmemeli. Gelirlerse baş edemeyiz. Hem ona söyle o üç dört çadırı da dağda bırakmazlar. Ona söyle tüfekle Rıza Han’ın tankına uçağına karşı gelinmez.
  • Bizler hep rüzgara binmiş gibiyiz.
  • Katili teslim etmeden Petrol kuyusunda iş yok dediler.
  • Paraya ne hayvanların hastalığı ne de kuraklık vız gelir.
  • Geçen yıl iki insanımız petrol borusunu çalmadıklarına dair yemin etmelerine rağmen yinede ellerini kelepçeleyip merkeze götürdüler. Petrol borusunun aşiretin işine yaramayacağını ne kadar söylesek de dinlemediler.
  • Senin bir ayağın çukurda, kandan niye bu kadar korkuyorsun.
  • Bırakın da kulak kulağı duysun beyler. Sizler sadece çadırda ŞEHNAME açıp şiir okumayı mı bilirsiniz beyler.
  • Aşiretimizin büyük yüreği nerede? Neden gün be gün daha da aşağılanıyorsunuz.
  • Ben savaş çıkaralım demiyorum ki. Ben sadece dünyanın öbür ucundan gelenlere kendimizi ezdirmeyelim diyorum.
  • Kim daha çok bilirse yükü de o kadar çok ağır olur.
  • Bir bilseydim bu kadar tereddüt etmezdim. Bilmiyorum, bilmiyorum bu cemaatin neden bu kadar korktuğunu? Açlıktan. Ama bizler hep bundan korktuk hepte aç kaldık.

ATLARI HAZIRLA MEMED

 

 

 MUTLAKA İZLEYİN

 

Bu haber ilginizi çekebilir

CHP, yeni vergilerin iptali için AYM’ye başvurdu

Cumhuriyet Halk Partsi (CHP), Aralık ayında TBMM’de kabul edilerek yürürlüğe giren ve yeni vergiler getiren …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir