Ana Sayfa / ana-slider / Halkların Geleceği 120 Saate Sığdırılamaz – İbrahim Sıryat

Halkların Geleceği 120 Saate Sığdırılamaz – İbrahim Sıryat

Suriye de gelişen ve son ateşkes mutabakatı ile düşük yoğunluklu bir çatışma sürecine dönüşen savaşa  yönelik çok şey yazıldı, söylendi . Esasen mevcut çatışmalı ortamın sona ermesi için yapılmış bir mutabakat olmadığı saha da gelişen ve lokal bölgelerde yaşanan çatışmalardan da gözleniyor .

Peki neden mutabakat sağlandı ? Hangi pazarlıklar yapıldı ?

Kim kazandı kim kaybetti?

Trump ve Putin neden önce Türkiye ve Türkiye ye bağlı paramiliter grupların kuzey Suriye ye girmesine izin verdi ?

Ardından neden müdehale ederek tarafları  120 saatlik süreli sözde ateşkes mutabakatı sağlamaya ikna etti ?

Bu soru işaretleri fazlaca zihnimizi kurcalamakta fakat cevaplamak için daha erken olduğu kanaatindeyim.

Uluslararası güçlerin Ortadoğuyu yeniden dizayn etme projeleri ve bu planların iteklediği çatışmalı süreçlerin öyle kolay bitmeyeceği açıkça anlaşılıyor. Bu çatışmalı süreçlerin adı konulmamış olsada bir paylaşım savaşı olduğu , 21.yüzyılın koşul, şartları ve teknolojisine göre uydurulmaya çalışıldığıda göz önüne alındığında bu çatışmalı süreçlerin daha süreceğini göstermektedir.

Kimse nasıl son bulacağı konusunda bir politika  belirlemezken herkes bu kaosta en az zarar görüp  ve en iyi  kazanımlarla içinden nasıl çıkarım derdinde. Şüphesiz bu devletli uygarlığın /iktidarların muhtevasında varolan  bir durum.

Bu savaşta en az zarar görenler küresel iktidarlar iken en fazla zarar görende yine mazlum halklardır. Tabi bu da hiç şaşırtmıyor bizleri.

Trump için söylenen ancak tüm (Batı /Doğu blok) küresel egemen güçlerin karakterini yansıtan deyim çok şey anlatıyor aslında.

“ itfaiyeci numarası yapan kundakçı”

Evet bu söz uluslararası egemen güçlerin gerçek karakterini açıkça yansıtan bir deyim.

Ortadoğu içinden çıkılması zor bir coğrafya ayrıca devletli uygarlığın ve toplumsal değerlerin beşiği.

Bu yüzden mazlum halkların, demokrasi ve eşitlik hareketlerinin de bir araya gelerek kendi geleceklerini inşa etme zamanı geldi geçiyor.

Rojava , mazlum halklar , demokrasi ve eşitlik hareketleri için son şans. Türk devletinin Kuzey Suriye ye son saldırısı sonrası dünya halklarının Rojava etrafında çember oluşturması, güçlü dayanışması uluslararası güçlerin geri adım atmasına neden oldu.

Dünyada bu kadar ses getirmesi de iktidarları tedirgin etmiş görünüyor.

Fakat bu kesinlikle yeterli değil zira uluslararası ve yerel işgalci güçlerin bu direniş ruhunu bastırma, ortaya çıkan bu sıcak dayanışmayı dengeli bir şekilde soğutarak Rojava halkını yalnızlaştırma planları olduğu unutulmamalı.

Rojava halkını dünyadan izole etmek isteyen işgalci güçler manipülasyona başvurarak hiç zaman kaybetmeden saldırılarına devam edecektir.

Kabul edelim ya da etmeyelim  böylesi yalın bir gerçeklik var ortada.

Egemenler ne yaparsa yapsın tek yol var o da  halkların geleceğinin direniş ile teminat alınacağıdır.

Ne Soçi’de , ne Astana’da ne de Cenevre’de;  halkların geleceği direnişin olduğu Rojava/Suriye topraklarında belirlenecektir.

120 saat sonra ne olacağını kimse kestirtmez.

Halkların geleceği 120 saate sığdırılamaz.

An Rojava halkları ile dayanışmayı , mücadeleyi yükseltmeyi birbirimize kenetlenerek özgür yarınları hep birlikte inşa etmeyi gerektiriyor. Şimdi değilse ne zaman…

120 saat sonra mı?

Bu haber ilginizi çekebilir

CHP, yeni vergilerin iptali için AYM’ye başvurdu

Cumhuriyet Halk Partsi (CHP), Aralık ayında TBMM’de kabul edilerek yürürlüğe giren ve yeni vergiler getiren …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir