Ana Sayfa / ana-slider / Coğrafya Kaderdir – İbrahim Sıryat

Coğrafya Kaderdir – İbrahim Sıryat

Coğrafya Kaderdir

“Coğrafya kaderdir“ diyor, ibn-i Haldun. Ortadoğu işte, derin bir kuyu. Orda doğan, büyüyen ve yaşam denilen illeti idame eden bizler de o kuyuda çırpınan yaralı birer parçalarıydık. Bütünden kopmuş ama o bütünlüğü içinde bir yerde sürdüren, ondan ayrılamayan varlıklarız. Özümüz coğrafyamızdır, kültür, dil, inançlar, gelenekler, ahlak, kimliğimiz vs.

Artık kimilerimiz bu özü reddetsek de, inkâr etsek de bizler o Öz’ün parçalarıyız. Var olabilme, varlığını sürdürebilme gerekçemizdir coğrafyamız. Varlık Öz’ün yansımasıdır. İçimizdeki derin yaralar bu kuyunun derinliğini anlamlandıramamış olmamızdan gelir. Oysa Öz varlıktan, varlık Öz den beslenir.  Hiçlik ve anlamsızlığın birbirini beslediği gibi.

Savaş, insanoğlunun kanlı tarihidir. Bizler ise bu kanlı tarihin güncel mağdurlarıyız.

Ana vatanımızdan koparılıp öyle ya da böyle bu savaştan kaçıp dünyanın dört bir yanına savrulmuş yeryüzünün sürgünleriyiz. Evet, bu sürgünlüklerin birçoğu hatta daha fazlası sürgündeyiz diyerek gittiği yerde yeni bir yaşam inşa etmeye çalışıyor.

Nereye gidersek gidelim, ya da nereye sürülürsek sürülelim gittiğimiz hiçbir yer bizim değil. Bize ait değil ve biz oraya ait değiliz. Er ya da geç bu gerçek ile bir şekilde karşılaşacağız. Birer yabancı olduğumuz bu ülkelerde huzuru bulamayacağımızı, ötelere atıp yokmuş gibi yaşasak da zihnimizin bir köşesinde capcanlı duruyor aslında.

Maddi olanaklarla, güvenli, konforlu bir yaşam ile avutuyor insanlar kendilerini.

Başka ne yapacaklardı peki?

Ülkelerini bırakıp kaçtıklarını anımsayacak ve vicdan azabı mı çekecekler sanıyorsunuz. Ardında bıraktıklarını, bir zamanlar omuz omuza mücadele ettikleri yoldaşlarının anılarına sadık kalıp verdikleri sözlerin arkasında mı duracaklar. Onca zulmün karşısında direnip sürüldükleri yerlerde haklarını arayacaklar mı sanıyorsunuz.

Tabi ki erken konuşmak yanıltıcı olur.

Fakat bir gerçek varsa o da ne yaparsa yapsınlar kendi gerçekliğinden kimse kaçamaz. Nereye gidersek gidelim içimizdekiler ile yaşarız.

Sürgünlük, köklerinden koparılıp saksıda yetiştirilen çiçek gibidir. Dışarıdan su almazsa kuruyup gider.

İşte bu yüzden nerede olursak olalım onurlu hak mücadelemizden, özgürlük mücadelemizden kopmamalı oradan beslenmeli ve güç almaya devam etmeliyiz.

Köklerimizden uzak kalmak bizi yanıltmamalı zira özgürlük hareketi bireyleri birer tohumdur ve gittikleri her yerde filizlenir dallanıp budaklanarak direniş kültürünü, ahlakını sürdürerek Öz’ünü yeniden sürdürür.

Evet, coğrafya kaderdir.

Bizim kaderimiz de boyun eğmeyenlerin, direnenlerin, Öz’e dönüş için mücadele edenlerin kaderidir.

Bu kaderin sahipleri doğruluktan, adaletten ve demokrasiden sapmadığı sürece elbet galip gelecektir.

Bu haber ilginizi çekebilir

CHP, yeni vergilerin iptali için AYM’ye başvurdu

Cumhuriyet Halk Partsi (CHP), Aralık ayında TBMM’de kabul edilerek yürürlüğe giren ve yeni vergiler getiren …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir